23 Eylül 2015 Çarşamba

Cizre Raporu: Devlet sivilleri katletti; ambulans ve su ihtiyacını engelledi

Hukukçular, Cizre'de yaşananlara ilişkin rapor hazırladı. Raporda, 21 sivilin devlet güçlerince katledildiği, polisin ambulansları engellediği belirtilirken, Türkiye'nin uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiği vurgulandı. Akil İnsanlar Heyeti'nin Cizre'ye çağrıldığı raporda, derhal müzakere sürecine geçilmesi de istendi.

Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD), Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD), Asrın Hukuk Bürosu, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) ve Şırnak Barosu, 4-12 Eylül günleri arasında sokağa çıkma yasağının uygulandığı Şırnak'ın Cizre ilçesinde yaşananlara ilişkin rapor hazırladı.
46 sayfadan oluşan rapor, Amed'de Demokratik Toplum Kongresi (DTK) binasında düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı.

'EVLER TARANDI, AMBULANSLAR ENGELLENDİ'
TOHAV Eşbaşkanı Cemil Adıyaman, raporun ayrıntılarını paylaşarak, Türkiye'nin birçok yerinden Cizre'ye gitmek istediklerini ancak engellendiklerini belirtti. Polis ve özel harekat timlerinin saldırısı sonucunda birçok evin kullanılamaz olduğunu, pencerelerden evlerin içlerine açılan ateş sonucunda büyük maddi hasarların oluştuğunu aktaran Adıyaman, rastgele silahla yapılan tarama sonucunda birçok evin yandığını ve yaralanmaların meydana geldiğini belirtirken, şöyle devam etti: "Cizre'deki birçok mahallede dar sokaklara giremeyen zırhlı araçlar yerine binaların helikopterler tarafından hedef alınıp tarandığına tanık olduk. Mahallelerde yaşayan yurttaşların da belirttiği gibi birçok yaralı olmasına rağmen çağrılan ambulanslar 'can güvenliği yok' gerekçesi ile olay yerine gelmezken, gelenler ambulanslar ise polisler tarafından engellendi."

TESPİTLER
Raporda, Cizre'deki devlet terörüne ilişkin tespitler şöyle yer aldı:
"* Şırnak'ın Cizre ilçesinde sokağa çıkma yasağı öncesinde de fiili olarak başlanmış bir yasak olduğunu tespit ettik.
* Cizre'de sokağa çıkma yasağının başladığı günde son gününe kadar 21 yurttaşın kolluk kuvvetlerinin gerçekleştirdiği saldırılar neticesinde öldürülmüş, onlarcası yaralanmış, birçoğu ise sakat bırakılmıştır.
* Yasağın başlamasıyla mahallelere su verilen ana su şebekeleri patlatılmış, su vanaları kolluk kuvvetleri tarafından kapatılmış, açılmaması için kolluk kuvvetleri vanaların başında nöbet tutarak mahallelilerin su ihtiyacını karşılamalarını engellemiştir.
* Doğum yapacak kadınların hastaneye ulaştırılması mümkün olmadığından çoğu kadın evde doğum yapmak zorunda kalmış, birçok kadın düşük yapmıştır.
* '90'lı yıllarda Cizre'de görev yapan ve sayısız suç işleyen özel harekatçıların yeniden bilinçli olarak Cizre'ye gönderildikleri anlaşılmıştır."
Adıyaman, Türkiye'nin, taraf olduğu ve çatışmalar esnasında öncelikle uyulması gereken Cenevre Sözleşmesi'ni ihlal ettiğini ve iç hukuka aykırı davrandığını da kaydederken, topladıkları delillerle iç hukuk ve uluslararası hukuk kapsamında gereken yerlere başvuracaklarını bildirdi.

'AKİL İNSANLARI CİZRE'YE ÇAĞIRIYORUZ; DERHAL MÜZAKEREYE GEÇİLMELİ'
Yine raporun sonuç bölümünde ise şu ifadelere yer verildi:
"* Öncelikle 'Şimdi Barış' diyerek Akil İnsanlar Heyeti'ni Cizre'ye çağırıyoruz.
* Şırnak Valisi ve Kaymakamı görevden alınmalı ve derhal soruşturma başlatılmalıdır.
* Etkin bir soruşturma yapılıp suç işleyen tüm kolluk kuvvetleri tespit edilmeli ve gereken cezalar verilmelidir.
* Sokağa çıkma yasağı bir an önce terk edilmelidir.
* Savaş politikaları sonlandırılarak derhal barış ve müzakere sürecine geçilmelidir."

ÖCALAN'IN UYARILARI HATIRLATILDI
Toplantıda konuşan Asrın Hukuk Bürosu Avukatı Şinasi Tur, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Cizre, Silvan ve Yüksekova'da yaşananlara ilişkin tehlikenin boyutlarına dikkat çektiğini söyleyerek, DAİŞ benzeri çetelerin hükümet tarafından desteklendiğini ve Türkiye'nin Kobanê'ye dönüştürülebileceği uyarısında bulunduğunu hatırlattı.
Tur, Cizre'de hayata geçirilen savaş konseptinin Kobanê'yi aratmadığını ve Cizre'nin 'ikinci Kobanê' olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin bir iç savaş sarmalının içine itildiğine vurgu yaptı. Tur, "Cizre'de bulunan özel harekat timleri Arapça konuşturularak ve sakal tarzlarıyla halkın üzerinde DAİŞ ve 1990'lı dönemlerin katliamını yeniden hayata geçirilemeye çalışıldığını gördük" diye ekledi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder